18 Aralık 2015 Cuma

Sanki Hiç Bırakıp Gitmeyecekmişsin Gibi Kobe

Nereden başlayacağım gerçekten bilemiyorum. Çünkü her şekilde haksızlık olacak. Hemen hepsini yazıya döküp, eksiksiz ki bu pek mümkün değil. Dürüst olmak, insanın kendisindeki başarısızlığı kabullenmek hele ki bir dünya yıldızı iseniz insanın ruhuna dokunuyor, sorguluyorsunuz. İlk başladığı günden beri (1996 yılından) 2016 Haziran ayını varsayarak 20 yıl Los Angeles Lakers'ta 8 ve 24 numaralı formalara yeni şeklini verdi. Hayranları da bu numaralar üzerinden ilginç yaklaşımlar geliştirdiler: dövme yaptırandan, matematik formülü oluşturana kadar seçenek çok...


İlk başladığı yıllarda takımın daha mühim, kallavi bir değeri vardı. Hem daha Bryant kim, tanıyan yok! Sokaktan geçen vatandaş misali..! Zaten birkaç yıl içinde bu çekişme, ağız dalaşına varıncaya kadar medya önünde "reality show" niteliği kazanacaktı. Shaquille O'neal ile arasındaki gerginlik üst seviyeye ulaşsa da kimse terk eden taraf olmak istemiyordu. Paylaşılamayan toplar çöküşün zeminini hazırlıyordu, en azından yakın zaman için... Shaq ile birlikte arka arkaya (2000, 2001, 2002) olmak üzere NBA şampiyonluğu yaşadılar. Burada MVP savaşları da çıkacaktı. Bu konuda Shaq'ın eline su dökemeyiz. 2004 yılı ile beraber paylaşılamayan Shaq vardı. Tam üç oyuncu karşılığında Miami sahillerine takas edilen Shaq! Ucuza bile gitti diyenler olmuştu. Doğal olarak Lakers'ta ortalık Kobe'ye kalmış oldu. 


Yeri doldurulamaz oyuncudan bahsediyoruz. Bir bocalama dönemi başladı. Tam üç yıl sürdü! Çalkantılı Los Angeles günleri, haftaları yaşamış birine göre fazla dik ve emin duruşlu idi. Kim bilir onu takımda tutan da bu özgüvendir belki de. Shaq'ı bile deviren bir Kobe'den bahsediyorsak hırsından ve atletik duruşundan korkmalıyız. O bize hep sempatik baksa da. Neredeyse NBA başladığı günden beri All-Star karmasına seçilen (toplam 17 kez, bu yılı bilemiyoruz henüz tabi) ve beş NBA şampiyonluğu yaşayan, evinin bir köşesini müzeye çevirecek yüzükleri, madalyaları ve şampiyonlukları bulunan Kobe 37 yaşına geldi, halen daha yeni genç isimlere taş çıkartır durumda. 

Yeni, dahi çocuk Curry zor biraz! Ortalığı silip, sürüyor. 30 kasım 2015'te basketbola ateş düştü, alevleri tüm dünyayı sardı. Futbolcular başta olmak üzere Kobe'ye jestler yapılıyordu. 
Özel bir davet için Türkiye'ye gelen Black Mamba, Galatasaray formasını giyerek hem goller attı hem de kalesini korudu. O gün bugündür sıcak temaslar sürdürülüyor. Emekli olacağını açıklayan Kobe Bryant'ın bu durumdan istifade Galatasaray yönetimi; bir nevi transfer teklifiyle "Bizimle devam etmek ister misin?" sözleriyle farklı bakış açıları geliştirildi. 

Daha öncede Barselonalı Messi ile Kobe'nin THY reklamlarıyla İstanbul aşinalığını biliyoruz. Dünya'da onu tanımayan var mı ki? Üstelik emeklilik kararından sonra sarsan ve duygu yüklü mektubu varken. Hem bence kesin bir kitap yazar, kelimelere sığdıramadığı basketbolunu düşünürsek. Bırakmadan önce Michael Jordan'ın bir rekorunu kırmadan olmaz dedi. NBA'de tüm zamanların en skorer 10 isminden 3. sıraya taşındı. (32310 ki bu rekor yıl sonuna doğru daha katlanabilir) 1 numarada Kareem-Abdul Jabbar var, 38387 ile. 

Belki basketbola hiç yönelmeseydi bilim adamı olabilirdi, (SAT puanındaki derecesiyle) veya bir futbolcu (babası İtalya'ya transfer olduğu zaman) ya da iyi bir dil bilimci (İngilizce, İtalyanca ve İspanyolca ana dili gibi). Kolay kolay keşfedilmeyen yeteneklerin değeri sahiden paha biçilemez.
Birçokları tarafından da özellikle spor yazarları için geçerli, onu Michael Jordan'ın veliahdı olarak görüyorlardı. Bilemedim! İlla birilerine benzetmek? Farkı farklı olarak sunan iki isim! Yine de bir dipnot; Lakers'ta dolu dolu 20 yıl oynayarak NBA takımının formasını en uzun süre giyen basketbolcu unvanını da elde etmiş oldu.

Unvan çok, emek yoğun, duyguları baskın. Mektup her şeyi özetliyor aslında. Son bir isteği var Kobe'nin. 2016 Rio Olimpiyatlarında yer almak istiyor, hem bize de son kez izleme şansı doğuyor. "Bunu şimdi bilmeni istiyorum ki kalan her anının keyfini çıkaralım."


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.